Editörden: İran’da Rejim Değişimi mi, Türk’e Kurulan Tuzak mı?

İran’da Rejim Değişimi mi, Türk’e Kurulan Tuzak mı?

İran’da suların durulmadığı, toplumsal fay hatlarının hareketlendiği bir dönemden geçiyoruz. Molla rejiminin baskıcı yapısı, ekonomik çöküş ve özgürlük talepleri, ülkeyi bir yol ayrımına getirdi. Evet, bu rejimin miadı dolmuştur ve değişimi kaçınılmazdır. Ancak asıl mesele bu değişimin nasıl ve kimin eliyle olacağıdır.

Pehlevicilik: Eski Zehrin Yeni Ambalajı

Bugün İran sokaklarında yükselen seslerin bir kısmı, ne yazık ki Batı destekli Pehlevici tayfanın ve darbeci kliklerin ekmeğine yağ sürüyor. Güney Azerbaycan Türkleri için Pehlevi demek; asimilasyonun mimarı, Türk kimliğinin en büyük düşmanı ve “tek millet” safsatasıyla Türklüğü boğmaya çalışan zihniyet demektir.

İran nüfusunun en dinamik, en güçlü ve en kalabalık unsuru olan Türklerin, “Molla gitsin de kim gelirse gelsin” diyerek Pehlevicilerin arkasına takılması, sadece bir siyasi hata değil, bin yıllık bir mirasa ihanettir. Celladına aşık olan bir millet, özgürlüğünü değil, yeni bir esareti satın alır.

Terör Örgütlerinin Gölgeli İttifakı

Değişim rüzgarını fırsat bilen sadece eski krallık artıkları değil; aynı zamanda Amerikan destekli PAK, PJAK ve benzeri bölücü yapılar da pusuda bekliyor. “Özgürlük” maskesi takarak İran’ın toprak bütünlüğünü hedefleyen bu yapılar, yarın bir gün Güney Azerbaycan topraklarına da göz dikecek olan terör aparatlarıdır. Her “devrim” çığlığı atan hıyarım var diyene tuz alıp koşan bizim “modern” muhalif kitlemiz ise, destekledikleri bu isyanın arkasındaki Kürtçü ve Amerikancı ajandayı göremeyecek kadar feraset fukarasıdır.

Türkiye’deki “Kör” Muhalefet ve Feraset Yoksunluğu

İşin en acı tarafı ise Türkiye içindeki manzara. Bizim buralardaki bazı muhalif çevreler, sırf “İslami rejim yıkılıyor” diye kimin elini tuttuğunu bilmeden bu hareketlere alkış tutuyor. Batı’nın kucağındaki bölücü yapıları veya darbeci Pehlevicileri “özgürlük savaşçısı” sanan bu cehalet, Türkiye’nin güvenliğini de riske atmaktadır.

Şu net olarak bilinmelidir: Ferasetten yoksun, jeopolitikten bihaber ve kimin değirmenine su taşıdığını sorgulamayan bir muhalefet anlayışı, Türkiye’nin geleceğini ve rejim güvenliğini kontrol edemez, etmemelidir. Kendi coğrafyasındaki oyunları okuyamayanların, Türkiye’de bir “değişim” yönetme iddiası trajikomiktir.

Tek Yol: Bağımsız ve Milli Güney Azerbaycan

Eğer İran’da bir dağılma yaşanacaksa, eğer taşlar yerinden oynayacaksa; bu süreç emperyalizmin aparatları olan Kürtçülerin veya Pehlevicilerin eliyle değil, bizzat Türk’ün iradesiyle yönetilmelidir.

Güney Azerbaycan Türklerinin hedefi, bir zalim diktatörlüğü başka bir Türk düşmanı diktatörlükle değiştirmek değil; Bağımsız Güney Azerbaycan yolunda milli bir şahlanış olmalıdır. Tahran sokaklarında başkalarının figüranı olmak yerine, Tebriz merkezli milli bir devletin temellerini atmak Türk’ün tek kurtuluş reçetesidir.

Haber Otağı olarak uyarıyoruz: Batı’nın yazdığı senaryoda figüran olanlar, başrolün her zaman emperyalizme ait olduğunu unutmamalıdır. Bizim tarafımız bellidir; ne Molla rejimi, ne Amerikan aparatı bölücüler, ne de Türk düşmanı Pehleviciler…

Tarafımız; hür, müstakil ve Türk’ün hüküm sürdüğü bir coğrafyadır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *