Atatürk’ün ismini tabela yapıp önümüze koyanlar, o ismin arkasından iş çevirince kimse anlamıyor sanmasın; biz her şeyin farkındayız. Bir yanda Türk topraklarını sonsuza kadar Türk yurdu yapan, milliyetçiliği devletin ana direği haline getiren Başbuğ Atatürk var; diğer yanda ise onun mirasına çöreklenmiş, Türk kimliğiyle derdi olan bir devşirme korosu… Aradaki uçurum artık öyle bir hale geldi ki saklanacak tarafı kalmadı.
Türk’ün Ulu Başbuğu Atatürk, “Muhakkak ki çok kelleler gidecektir” diyerek bu devletin temeline dinamit koyan hainlerin tereddütsüz üzerine yürürken; bugün onun koltuğuna kurulanlar, o hainlerden “özür dileyelim” kafasında takılıyor. Atatürk’ün kellesini aldığı ihanet odaklarıyla yan yana gelip, onların ağzıyla laf üreten bir yapıya nasıl Atatürk’ün partisi diyeceğiz? Kendi celladına aşık, düşmanına hayran olan bu zihniyet; Türk milletinin bin yıllık hakkını hukukunu, “demokrasi” ayağına bölücü tiplere peşkeş çekiyor.
Partinin içini dolduran o kürtçü tayfa, devşirme adaylar ve “tıpış tıpış oy vereceksiniz” dayatmaları, aslında doğrudan Türk milliyetçiliğine açılmış bir savaştır. Atatürk, “Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine sahne oldu. Bu tecelli en az 7000 senelik bir Türk beşiğidir.” derken bu toprakların tapusunu mühürlüyordu. O günün parasına, puluna Bozkurt simgesini boşuna koymadı; amaç devleti Türk ruhuyla sapasağlam tutmaktı. Bugün ise logosundaki milliyetçilik okundan bile utananlar, terör sempatizanı sanatçı bozuntularına alkış tutup milli kimliği tartışmaya açanların oyuncağı olmuş durumdalar.
Kendi içindeki bu devşirme kadrolara teslim olup da sabah akşam “Atatürkçülük” maskesi takarak kimseyi kandıramazsınız. Türk milletinin birliğini tehdit eden her ne varsa avukatlığını yapıp, sonra da Atatürk’ün mirasından bahsetmek bu millete hakarettir. Atatürk’ün CHP’si bu milletin bekasının sigortasıydı; bugünkü yapı ise o sigortayı söküp atanların karargahı oldu.
Türk milleti olarak tarihe şu notu düşüyoruz: Ne o koltuklarda oturanların kirli pazarlıkları ne de terör gölgesindeki tiplerin propagandası Atatürk’ün çizdiği o yolu kapatamaz. Binalar, isimler işgal edilmiş olabilir ama bu milletin “ebediyen Türk kalma” iradesi her türlü siyasi hesabın, kişisel koltuk sevdasının üzerindedir.







