TARİHTE BUGÜN
haberotagi.com.tr
DÜNYA İKİYE AYRILIR; TÜRK DÜNYASI VE DİĞERLERİ
ÇEVRİMİÇİ
...
BUGÜN GELEN
...
OTAĞ NÜFUSU
...
TURAN BİLGİ HATTI
Veriler yükleniyor...

OĞUZ ATAMIZDAN SİLSİLE CÜMLE ATALARIMIZIN LANETİ TÜM KUTEYBE’LERİN ÜZERİNE OLSUN!

Türk’ün bu topraklardaki yürüyüşü sadece bir fetih hikâyesi değil, binlerce yıllık bir devlet geleneğinin tecellisidir. Lakin bu yürüyüşün önüne dikilen en büyük engel, ne Bizans’ın surları ne de Haçlı’nın kılıcı olmuştur. Asıl yıkım; Türk’ün o hür ruhunun, İslam maskesi altına gizlenen bedevi kültürüyle esir alınmaya çalışılmasıyla başlamıştır.

Bu tarihsel kırılmanın ilk kanlı imzasını atan Kuteybe bin Müslim’i ve onun temsil ettiği o istilacı zihniyeti iyi okumak gerekir. Oğuz atamızdan silsile cümle atalarımızın laneti; barış vaadiyle kalleşlik yapan, Türk’ün kanını değirmenlerde akıtan o bedevi komutanın ve onun mirasını bugün hâlâ din diye pazarlayanların üzerine olsun. Kuteybe’nin o gün kılıçla yapamadığını, yüzyıllar sonra devlet yönetiminin içine sızan o sinsi bedevi gelenekleri başarmıştır.

Zamanla devletin kurucu iradesi olan Türkmen ruhu, yerini saray koridorlarında boy gösteren devşirme bir yapıya bıraktı. Kuruluşunda asil Türk isimleriyle mühür vuran hükümdarların yerini; devlet yaş aldıkça bedevi kültürünün sığ sularında boğulan, halkına yabancılaşmış bir yönetim anlayışı aldı. Türk’ün töresi, o çöllerden devşirilen köhne kuralların altında ezilmeye çalışıldı. Sonunda ne oldu? Devletin öz evladı dışlanırken, o şanlı imparatorluk hanedan pençesinde can çekişen, itibarını yitirmiş bir yapıya dönüştürüldü.

İşte bu bitiş noktasında, Türk’ün son başbuğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk sahneye çıktı.

Atatürk’ün mücadelesi sadece cephedeki düşmanla değil, bin yıllık bir zihniyet enkazıylaydı. O; işgal edilmiş toprakları, namusu ve haysiyeti bedevi karanlığına peşkeş çekilmeye çalışılan bir milleti, o sülale sofrasından tek hamlede çekip çıkardı. O’nun yaptığı, sadece bir rejim değişikliği değil; Türk’ün bin yıllık devlet onurunu devşirme elinden kurtarıp, mührü yeniden asıl sahibine, yani Türk milletine teslim etme kavgasıydı.

Şunu herkes kafasına kazımalı; bu devlet bir hanedan mirası, bir sülale mülkü ya da bedevi kültürünün bir uzantısı değildir! Bu devlet, Başbuğ Atatürk’ün o çürümüş zihniyetin enkazı üzerinden yükselttiği, temeli Türk kahramanlığıyla atılmış hür ve müstakil Türk kalesidir. Mühür Türk’tedir, devlet Türk’ündür ve bu iradeye kasteden her bedevi artığı, karşısında yine o çelikten Türk iradesini bulacaktır!

Paylaş

Alakalı

Bu Sessizlik Kimin İkbali İçin Mansur Başkan?

Şu siyaset pazarında milliyetçiliği tezgah altı malı gibi kullananları, İslamcı yapılarla ittifak hayali kuranları gördükçe insanın asabı bozuluyor. Bak açık söylüyorum: BBP’ydi, MYP’ydi, Anahtar’dı… Bu milliyetçiliği kendinden menkul yapılarla kol…

Paylaş

AÇIK KAPI, KAPALI VİCDAN: Balkan Türk’ü fazlalıktı, Uygur Türk’ü tehlikeli, Irak ve Suriye Türkmen’i yük!

Türkiye’nin göç hafızasında öyle lekeler var ki bugünkü “açık kapı” politikasının yanına koyduğunda insanın kanı donuyor. Mesele sadece sığınmacı meselesi değil; mesele, bu devletin kapısının kime “Ensar” kime “fazlalık” olduğunu…

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir